Estağfurullah Çekmenin Anlamı Nedir? Bir Anın İçindeki Sessiz Tepkiler
Hayatımda birkaç önemli an var ki, her biri bende iz bırakmış. İşte o anlardan birinde, Kayseri’nin sessizliğinde kaybolmuşken, kalbimde bir soru belirdi: “Estağfurullah çekmek ne demek?” Bu soruyu sormamın arkasında pek çok duygunun yattığını fark ettim. Çünkü “estağfurullah çekmek”, yalnızca bir kelime ya da bir tepki değil, bir duygunun, bir hayal kırıklığının, bir sessiz çağrısının yansımasıydı. Peki, bu kelime gerçekten sadece bir saygı göstergesi miydi? Yoksa başka anlamlar da taşıyor muydu? Gelin, size bunu anlatayım…
Bir Akşam, Bir Göz Göze Gelme
O akşam, şehirdeki kafelerden birinde oturuyordum. Kayseri’nin o bilindik akşam serinliği tüm şehri sarmış, yavaş yavaş karanlık çökmeye başlamıştı. Bir yanda, cebimdeki telefonun sesi beni sıkıştırıyordu. O gün, kafeye giren yabancı bir ses, içimdeki bir boşluğu uyandırmıştı. O kadar farklıydı ki, ilk kez böyle bir şey hissediyordum. Duvarda asılı olan eski bir tabloya bakarken, birden göz göze geldik. O an, gözlerinde bir soru vardı. Biraz şaşkın, biraz belirsiz ama çok belirgin bir şeyler vardı. O sırada, ne yapacağımı bilemedim. Biraz utandım, belki de biraz şaşkınlık…
“Estağfurullah çekmek” işte tam da o an aklıma gelmişti. Çünkü o an, sessizce ama net bir şekilde bir şeyler ifade etmeye çalışıyordum. Onunla ilk kez göz göze geldiğimizde, hiçbir şey söylemeden hissettiğim bütün duygular bir anda yüzüme yansıdı. O kadar yoğun ve karmaşık bir histi ki. Ama ne de olsa, Kayseri’de herkes birbirini tanır, her şey doğal ve sıradan gibi gelir. Ama o an o kadar garip bir duyguydu ki, sanki tüm dünya durmuş, sadece biz iki kişi kalmıştık. Gözlerim, bir şeyler söylemek isterken sadece “Estağfurullah çekmek” gibi bir refleksle kendini durdurdu.
Bir Söz, Bir Tepki: Bu Kelimeyi Bütün Hislerimle Çekmek
O anın etkisiyle kafede bir süre kalamadım. Gözlerim hala o yüzü arıyor, dilim susuyordu. Ama bu suskunluk, bana başka bir şey anlatıyordu. İşte, o an birisinin size saygı göstermesi, ya da minnettarlık duygusuyla yaptığı küçük bir şey, bazen insanı öyle bir boğar ki, “estağfurullah” dediğinizde sadece küçülme değil, aynı zamanda bir yere ait olmama, biraz da kendini yabancı hissetme hissiyatı da olabilir. “Estağfurullah” çekmek, bazen kendini inkar etmek değil, aslında yaşadığın anı anlamaya çalışmanın bir yoludur. Evet, ben de bunu o an fark ettim.
Biraz sonra, kafeden çıkarken, o kişi de çıkmaya karar verdi. Hızla yürüdüm, adımlarım aceleciydi ama içimde hissettiğim duyguların ne olduğunu bilmiyordum. Bir tür hayal kırıklığı mıydı, yoksa sadece bir anın verdiği karmaşa mı? O sırada, içimden bir soru geçirdi: “Estağfurullah çekmek gerçekten sadece bir kibarlık mıydı? Ya da benden daha fazlasını beklemek, bir başkasını hak etme meselesi miydi?” Yavaşça, belki de hiç beklemediğim kadar hızlı bir şekilde, o anın bende bıraktığı sessiz yankıyı dinlemeye başladım.
Bir Kelime, Bir Hayal Kırıklığı
Evime dönerken, kafamda o “estağfurullah çekmek” kelimesi hep dönüp durdu. Hayatım boyunca bu kelimeyi çok kullanmıştım ama şimdi, içimde başka bir anlam taşımaya başlamıştı. İnsan, bazen kelimeleri çok basit görür, ama bir cümle bile içindeki anlamları değiştirebilir. “Estağfurullah çekmek” bir tür başkalarına karşı duyduğumuz saygıyı gösterme şekli olabilir, ama bu durum da insanların kendini ifade etme biçimlerini zorlaştırabilir. Duygularımızı, bazen öyle karmaşık bir şekilde bastırıyoruz ki, bir kelimeyle kendimizi tanımlamak yerine, o kelimenin ardında kayboluyoruz. Kendimi biraz kaybolmuş hissediyordum o gece.
Yeni Bir Başlangıç mı? Ya da Bir Yıkım mı?
İçimde bir umut ışığı yanmaya başlamıştı. Belki de “Estağfurullah çekmek” kelimesi, sadece bir anın sonucu değildi, belki de bir başlangıcıydı. Belki de her şeyin anlamı, zamanla başkalarına vereceğimiz değeri nasıl gösterdiğimizde saklıydı. Ama o an için bile, birinin bana bu kadar doğrudan ve saf bir şekilde yaklaşması, hiç de kolay değildi. İnsanlar çoğu zaman kendilerini küçümsemek yerine, kendilerini dış dünyaya anlatma biçimleriyle de özdeştir. Bir kelime, bazen tüm duyguları açığa çıkarabilir. “Estağfurullah” derken hissettiklerim de tam olarak buydu. Bir yerde olma isteğiyle, bir diğer yerde kaybolma isteği arasında gidip geliyordum.
İşte o an, benim için bir kırılma anıydı. Artık “estağfurullah” kelimesinin anlamı, sadece kendini küçümsemek ya da başkalarına saygı göstermekten çok daha derindi. İnsan bazen sadece hislerini değil, aynı zamanda beklentilerini de suskun bir şekilde ifade ediyordu. Ve ben, o gece, o kelimenin tam anlamıyla duygularımın yansıması olduğunu fark ettim. Kelimelerin ardındaki sessiz tepkiler, bazen insanların en derin hislerini yansıtır.
Sonuç: Estağfurullah Çekmenin Derinliği
Kayseri’nin o soğuk akşamında, bir yabancı ile paylaştığım kısa bakış açısı, bana hayatın ve kelimelerin ne kadar karmaşık olduğunu hatırlattı. “Estağfurullah çekmek” yalnızca kibarlık ya da alçakgönüllülük değil, bazen suskunluğun, bazen de kaybolmanın bir işareti olabilir. Her kelimenin bir derinliği var, bir anı var. Bu kelimeyle hissettiğim şey, her ne kadar dışarıdan basit bir tepki gibi görünse de, aslında çok derin duyguları içeriyordu. Bazen, kelimelerin anlamlarını anlamak için sadece bir an durmak yeterli olabilir. O anı yaşadım, içimden geçirdim, ve şunu fark ettim: Kelimeler, duygularımızı ifade etmenin en güçlü yoludur.