Yağmurlu Bir Öğleden Sonra
Bugün Kayseri’de hava griydi; öyle bir gri ki, bütün sokak lambaları sanki içimdekileri yansıtıyordu. Evde otururken pencerenin kenarında eski defterime baktım. Defterlerimi hep yanımda taşırım, çünkü kalbimdeki küçük fırtınaları bir şekilde dökmem gerekiyor. İşte tam o anda elime bir kitap geçti; kapağında “Hürriyet Kasidesi” yazıyordu.
Hürriyet Kasidesi’nin İzinde
Bazen insan öyle bir parçayı okur ki, tüm geçmişini, tüm hayallerini sorgular. Ben de öyle oldum. Kitabın içinde, kasidenin dizeleri yavaşça gözlerimin önünde canlandı. Ama bir an durdum; hangi kitapta olduğunu hatırlayamadım. Sonra bir an, kalbim hızla çarparken fark ettim: “Hürriyet Kasidesi” Namık Kemal’in eserlerinde yer alıyordu. İçimde hem bir heyecan hem de tarifsiz bir hüzün vardı. Bu dizeyi okumak bir nebze de olsa içimdeki kelepçeleri kırıyordu.
İlk Satırlarda Umut
Kitabı elime alıp okumaya başladım. Her satır beni başka bir zamana, başka bir yere sürüklüyordu. Duygularım öyle bir kabardı ki, bir an sokağa çıkıp yağmurun altında koşmak istedim. O an hissettiğim heyecanı kelimelere dökmek zor; ama sanki dünya sadece benim için durmuştu. Kitabın sayfaları arasında kaybolurken, umutla ilgili dizeleri okudukça içim ısındı.
Hayal Kırıklığıyla Gelen Sessizlik
Ama her duygu gibi, umut da bazen acıyla gelir. Kitabın bir bölümünde, özgürlüğün ve adaletin önemi anlatılıyordu; okurken birden fark ettim ki, ben kendi hayatımda bunu yeterince görememiştim. Kayseri’nin dar sokaklarında yürürken içimde bir boşluk hissettim. Hayal kırıklığı… Ne kadar da tanıdık bir histi! Ama o boşluk, bana kendimle yüzleşme cesareti de veriyordu.
Bir Kahve ve Düşünceler
Evden çıkıp küçük bir kafeye oturdum. Masamın üzerindeki kahve buhranımı bir nebze hafifletiyordu. Kitabı tekrar açtım ve “Hürriyet Kasidesi”nin dizelerini yavaşça okudum. Her bir kelime, sanki benim duygularımı yazmış gibi duruyordu. İçimde hem bir özgürlük arzusu hem de küçük bir korku vardı. Korku, bu kadar duyguyu taşıyıp taşıyamayacağımdan…
Yağmur Sonrası Sessizlik
Kafe penceresinden dışarı bakarken yağmur durmuştu. Sokaklar ıslak ve parlıyordu, sanki her bir taş, içimdeki duyguları yansıtıyordu. Kitabı yanıma alıp tekrar yürümeye başladım. Adımlarımın sesi bana eşlik ediyordu; ve her adımda, kalbimdeki karışıklık biraz daha hafifliyordu. Hürriyet Kasidesi’nin dizeleri, sadece bir edebiyat eseri değil, aynı zamanda benim duygularımın tercümanı olmuştu.
Geceye Dönüş
Evime dönerken gökyüzü yavaş yavaş kararmaya başladı. Kitap hâlâ elimdeydi ve ben hâlâ tüm hislerimle baş başaydım. O gün, hem heyecan hem hüzün hem umut iç içe geçmişti. Belki de hayat tam olarak böyleydi: bazen hayal kırıklığı, bazen umut, bazen de sadece sessizlik… Ama Hürriyet Kasidesi, bana şunu hatırlatıyordu: Duygularımızı kabul etmek, özgür olmanın ilk adımıdır.
Son Satırlar
O akşam, defterime uzun uzun yazdım. Kitabın sayfalarını kapatırken, kalbimde bir dinginlik vardı. Hürriyet Kasidesi’nin hangi kitapta olduğunu öğrenmek, bana sadece bilgi vermemişti; duygularımın adını koymamı sağlamıştı. Ve işte bu, Kayseri’nin gri bir gününde, içimdeki tüm fırtınalara rağmen, bana küçük bir huzur vermişti.