Denizcilikte Rütbe Sıralaması Nedir? Bir İzmirli’nin Denizcilik Dünyasına Mizahi Bakışı
Hep derler ya, “İzmir’de doğmak, bir anlamda hayatın renklerini görmek demek.” Eh, ben de buna biraz katılıyorum, ama İzmirli olmak demek, aynı zamanda işin içine bolca espri, eğlence ve biraz da derin düşünceleri katmak demek. İşte bu yüzden, bugün size “denizcilikte rütbe sıralaması nedir?” sorusunu anlatırken, bir yandan komik, bir yandan da biraz fazla düşünen bir İzmirli olarak kendimi yansıtmaya çalışacağım. Kafanız karışmasın, arada biraz dalga geçeceğim, ama sizi küçümsemek falan yok. Ne de olsa hepimiz denizciyiz, denizin içinde kaybolmamız çok normal değil mi?
İzmirli Genç, Birden “Kaptan” Olmaya Hazır mı?
Her şey, bir arkadaşımın bana denizcilikten biraz bahsetmeye çalışmasıyla başladı. Hatırlıyorum, bir gün kahve içiyorduk ve birden “Denizcilikte rütbe sıralaması nedir?” diye sormaya başladı. O an, gözlerim bir tuhaf oldu. Çünkü İzmir’de yaşayan biri olarak, denizciliğe olan ilgim kesinlikle birkaç yelkenli tekneden ibaretti. Ve zaten arkadaşım, yelkenle bile denize açılmaya korkan bir tipti.
“Rütbe sıralaması? Haa, yani önce denizci oluyorsun, sonra… sonra kaptan mı oluyorsun, yoksa ortada başka işler mi var?” diye sordum. Arkadaşım bana “Evet, tam olarak öyle” dedi ve o an gerçekten bir şeyin farkına vardım: “Denizcilikte rütbe sıralaması nedir?” sorusu, benim gibi içten içe her şeyin anlamını sorgulayan birinin oldukça kafa karıştırıcı olabilir.
Denizcilikte Rütbe Sıralaması: Temel Çizelge
İlk önce biraz denizciliği öğrenelim de, sonra mizahımıza geçelim, tamam mı? Denizcilikte bir rütbe sıralaması var tabii ki. İsterseniz, teknede kimlerin ne iş yaptığını anlamak için bu sıralamayı dikkatlice takip edebilirsiniz:
1. Gemi Personeli: Gemi İşçisi
Hayatınızın en erken döneminde, yani her şeyin başlangıcında, teknedeki en alt rütbedeki kişi olursunuz. Adı tam olarak “gemi personeli”dir, ama gemide çalışan herkes bir yandan da “işçi”dir. Yani, gemiyle ilgili her şeyi yaparsınız: halat çekmek, temizliği sağlamak, eşyaları düzenlemek… Veya birilerine halat çekmeyi öğretmek.
Benim gözümde, bu tipler geminin içindeki “süper kahramanlar” gibi. Hani hiç takılmasalar da geminin düzenini sağlamadan hiçbir şey yolunda gitmez. Sadece emek verirler. Bu noktada düşünmek lazım: “Ben de hiç takılmadan çalışabilir miyim? Mesela, sabah 7’de, bir teknede deniz kokusu alarak uyanabilir miyim?”
Tabii ki, İzmirli olduğum için, her şeyi hemen bir espriye dönüştürme potansiyelim var. Düşünsenize, sabah erken uyanıyorsunuz, ama gökyüzü kararmış, halatları çekmek zorundasınız… “Yok, ben bunu yapamam. Benim içim soğur. Böyle bir sabah kalkışını nasıl yaparım?”
2. Çarkçıbaşı: Ne İş Yapar? Çarkları Dönertir
Evet, “Çarkçıbaşı” biraz havalı bir isim değil mi? Adı da sanki bir aksiyon filmi karakteri gibi geliyor: “Çarkçıbaşı, gecenin karanlıklarında geminin yönünü değiştiriyor!” Aslında, ne kadar dramatize etsem de, Çarkçıbaşı, gemideki en önemli kişilerden biri. O, geminin başındaki yöneticidir ve genellikle çok ciddi bir iş yapar. Bir bakıma, takımın kaptanının sağ koludur.
Çarkçıbaşı olabilmek için, sadece geminin bütün fonksiyonlarını öğrenmek değil, aynı zamanda her durumda soğukkanlı olmanız gerekir. O an, sanki ben de Çarkçıbaşı olmuşum gibi düşündüm; ama ne zaman denize bakacak olsam, “Bu kadar büyük bir sorumluluğu üstlenebilir miyim?” diye sormadan edemedim.
3. Gemi Başçavuşu: “Yüce Olan”
Gerçekten, bu adamlar çok ciddi. Geminin her anında “görevli” dedikleri şeydir, temizlikten, yemeklere kadar her işte başı çekerler. Aynı zamanda çok işlevseldirler. Bir bakıma, geminin “organizasyon komitesi” gibi düşünebiliriz. İzmirli kafasıyla düşündüm, belki de bu işi yaparken kıyafetine bir topuklu ayakkabı da ekleyip gemide “şıklık” yarışması yapabilirdik. Ama tabii ki, iş ciddiydi.
4. İkinci Kaptan: “Çocukluk Hayali”
Bu noktada insanın içi bir garip oluyor, çünkü “İkinci Kaptan” demek, gerçekten bir adım daha yukarı çıkmak demek. Hem de geminin ana kontrolünde yer alan bir kişinin yardımcısı olmak, aslında bu mesleğin ne kadar önemli olduğunu hissettiriyor. Hani belki de bir gün ben de buradayım diye hayal ediyorum, sonra kendimi balkonda kahve içerken buluyorum, “Neyse ya, o kadar da önemli değil.”
5. Kaptan: “Kurtuluş”
Ve son olarak, en yükseği! Kaptan olabilmek… Bu işin özü! Gemi bir kaptanın kontrolünde olur. Kaptan, denizciliğin tam kalbinde, denizin efendisi olma yolunda ilerler. Eğer İzmirliyseniz ve hala bu meslekten umutlusanız, bir gün kaptan olacağınızı düşünebilirsiniz. Tabii, işin eğlencesi burada bitiyor, çünkü tekne çok da eğlenceli bir yer değil. Bir bakarsınız, hayalini kurduğunuz kaptan oluyorsunuz ama halatla mücadele etmek zorunda kalıyorsunuz. Bu durumda “Yeter artık, deniz de bana ne verdi?” diye sormadan edemiyorsunuz.
Sonuç: Denizcilikte Rütbe Sıralaması Nasıl Bir Şey?
Sonuçta, denizcilikte rütbe sıralaması nedir diye soracak olursanız, aslında bu bir işin artılarıyla eksilerini gösteren bir yol haritasıdır. Ama en önemli kısmı şudur: Gemiye atıldığınızda, ilk başta küçük bir işçi olsanız da, zamanla geminin yöneticisi haline gelirsiniz. Yeter ki o halatları çekmekten yılmayın!
İzmirli olmak demek, bazen denizin ortasında kaybolmak, bazen de bu denizin üstünde adım atacak kadar cesur olmak demek. Rütbe ne olursa olsun, önemli olan bu denizin içinde kaybolmadan, her yeni basamağı bir adım daha yükseğe çıkmak. Hem de biraz eğlenerek!
Kim bilir, belki de bir gün Çarkçıbaşı olurum. Ama sanırım ilk önce halat çekmeyi öğrenmem lazım!