İçeriğe geç

Ataturkun Dayisi kimdir ?

Atatürk’ün Dayısı Kimdir?

Bugün Atatürk’ün dayısı kimdir sorusuyla karşılaştığımda, içimden bir ses “Ah, yine mi?” diyor. Evet, yine Atatürk’ün ailesine dair konuşuyoruz. İnsanların gözünde “Atatürk” ve “Türk tarihi” öylesine büyütülmüş ki, her bir detayın altı açılmak isteniyor. Oysa gerçek şu ki, Atatürk’ün dayısı, pek çoğumuzun aklında çok da yer eden biri değil. Ama bu sorunun arkasında, Atatürk’ün kişisel hayatına dair bir ilgi, bir merak var ve bunu sorgulamadan geçmek biraz haksızlık olur.

Peki, Atatürk’ün dayısı kimdir? Aslında, bu soru cevapsız da kalabilir, çünkü Atatürk’ün ailesi, ona çok büyük bir etki yaratmış olsa da, dayısının ismi genellikle halk arasında çok fazla telaffuz edilmez. Ancak, bir tarihçinin gözünden bakıldığında, Atatürk’ün dayısı, pek de göz önünde olmayan ama yine de önemli bir figürdür: Sofuzâde Feyzullah Efendi.

Atatürk’ün Dayısının Güçlü Yanları

Şimdi, Atatürk’ün dayısının kim olduğunu anlatmaya başladık ama, gelin bu ismin güçlü yanlarına bakalım. Sofuzâde Feyzullah Efendi, Tanzimat dönemi Osmanlı entelektüel çevresinin içinde önemli bir yer tutmuş, aynı zamanda dönemin siyasi ve kültürel yapısını anlamada da kilit rol oynamıştır. Atatürk’ün eğitim hayatına etki eden ve onun zihinsel gelişimine katkı sunan birçok insandan biridir. Feyzullah Efendi’nin, Atatürk’e kattığı pek çok değer, onun devlet anlayışına da büyük ölçüde yansımıştır.

Özellikle, Feyzullah Efendi’nin batı kültürüne olan ilgisi ve dönemin yenilikçi düşüncelerini benimsemesi, Atatürk’ün ilerici ve reformist yönlerinin şekillenmesinde etkili olmuştur. Bu, günümüzde pek de tartışılmayan bir nokta ama aslında Atatürk’ün ileri görüşlülüğünü biraz da Feyzullah Efendi’ye borçlu olduğumuzu söylemek mümkün. O yüzden, bu isim “görünmeyen bir kahraman” gibi düşünülebilir, ne derler, “Sahne arkasında çalışanlar, en az sahnedeki kadar önemli”!

Atatürk’ün Dayısının Zayıf Yanları

Fakat, her şeyi öyle abartmaya gerek yok. Feyzullah Efendi’nin bazı karanlık yönleri de vardır. Zaten, hiçbir insan tamamen kusursuz değildir, değil mi? İlk bakışta her şey ne kadar parlak görünse de, bazı tarihçiler ve araştırmacılar, Feyzullah Efendi’nin siyasi ilişkilerinde ve devlet içindeki konumlanmasında pek de temiz olmayan işler yaptığına işaret eder. Hatta, Atatürk’ün dayısının bazı zamanlarda Saray çevresiyle yakın ilişkiler kurduğuna dair belgeler de vardır.

Burada, “Peki ya o dönemde devletin güç yapısı içinde olan bir insanın böyle ilişkiler kurması gerekmiyor muydu?” diye sormak lazım. Şu an, eski Osmanlı İmparatorluğu’nun devlet adamlarının çoğu, bizim modern gözümüzle baktığımızda bir tür ikiyüzlülük içinde görünüyor. Ama 19. yüzyıl Osmanlı’sında hayatta kalabilmek, bu tür ilişkilere dayanabilmek demekti. Bunu da göz önünde bulundurmalıyız. Yine de, bu durum Feyzullah Efendi’nin tamamen “temiz” olduğu anlamına gelmez.

Atatürk’ün Dayısının Bugüne Yansıyan Etkisi

Bugün, Atatürk’ün dayısının Atatürk’ün fikir dünyasına etkisini incelemek de önemli bir sorudur. Aslında, halk arasında neredeyse hiç konuşulmayan bu figür, Atatürk’ün Cumhuriyetçilik anlayışını şekillendiren temel taşlardan birisidir. Yani, Feyzullah Efendi’nin etkisiyle Atatürk, modernleşme düşüncesine daha yakın bir yön izlemiş olabilir. Ama bu etkiler, sadece Atatürk’ün dayısı ile sınırlı değil; Atatürk’ün çevresi ve dönemin diğer figürleri de büyük ölçüde şekillendirici olmuştur.

Fakat işin ilginç tarafı, Atatürk’ün dayısı, tarihsel bir figür olarak bugüne kadar fazla övülmemiş ve çoğu zaman göz ardı edilmiştir. Bu durum, Atatürk’ün kendi öz geçmişinde de büyük ihtimalle bilinçli bir şekilde görmezden gelinmiştir. Çünkü halk gözünde Atatürk her şeyin ötesinde bir figürdür ve ona çok daha saf, çok daha büyük bir kahraman olarak bakmak daha rahatlatıcıdır. Oysa, insanın çevresindeki kişilerden aldığı etkiler bir kişiliği ve düşünce yapısını şekillendirir.

Sorular ve Tartışmalar

Beni düşündüren bazı sorular var: “Atatürk’ün dayısı hakkında çok az şey biliniyor diye bu figürü küçümsemek mi doğru olur, yoksa onun etkilerini daha derinlemesine inceleyip, tarihi tüm yönleriyle anlamaya mı çalışmalıyız?” Belki de en büyük soru şu: “Bir devlet adamının hayatına etki eden her figür, toplumun gözünde ne kadar önemli olmalıdır?” Eğer Atatürk’ün dayısı bu kadar önemli bir rol oynamışsa, neden bugüne kadar bu kadar az konuşulmuş? Atatürk’ün hayatına dair bu tür “gizli” kalmış detayları gün yüzüne çıkarmak, Atatürk’ü “tanımak” için bir adım mıdır, yoksa onu olduğundan fazla insana yakınlaştırmak, mitolojik bir figür haline getirme çabası mıdır?

Bu konuda tartışmak gerçekten çok eğlenceli, çünkü her bakış açısının kendine göre bir doğruluğu var. Atatürk’ün dayısı, büyük ihtimalle tarihin tozlu sayfalarında kaybolmuş bir figür olarak kalacak, ama bir şeyi unutmamak gerek: Her tarih, bir dizi bağlantının, ilişkilerin ve tesadüflerin bir sonucudur. Atatürk’ün dayısı da bu büyük hikayenin bir parçasıdır, istemesek de.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet mobil girişbetexpergiris.casinobetexper güncel giriş